logo

Ocak Başkanımızın Akçaabat’ın kurtuluşunun 101. Yılı vesilesi ile yapmış olduğu basın açıklaması

sam2-002

 

Sevgili hemşerilerim, kıymetli dava arkadaşlarım, Akçaabat’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 101. seneyi devriyesinin heyecanını sizler gibi bende tüm benliğim ile hissetmekteyim. Malumunuz olduğu üzere birinci cihan harbi tüm Osmanlı mülkünde olduğu gibi şirin ilçemiz Akçaabat’ta da tüm şiddeti ve vahşetiyle yaşanmıştır. Bölge halkının el birliği ile ilçemize ve burada yaşayan vatandaşlarımıza yardım maksadıyla kısa bir süre içersinde toparlanarak saldırıya geçen Rus kuvvetlerine karşı konulmaya çalışılmıştır.
Trabzon, 3. Ordunun ikmal limanı olması hasebiyle Ruslar için özel bir manaya gelmekteydi. Tarih 17 Ekim 1914’ü gösterdiğinde ise ciddi Rus deniz kuvvetleri şehrimizi bombardımana başlamıştır. Bu ilk ve beklenmeyen bombardıman şehir de hareketliliği üst düzeye çıkarmıştı. Ruslar ise o gece sadece Trabzon’u değil Akçaabat’ı da bombardımana tutmuş ve Trabzon-Yoroz arasını torpille döşemişlerdir. Takip eden süreçte ise 8 Şubat 1915’de ise Kavaklı’dan başlayarak Söğütlü ve Yıldızlı deresini içine alan hatta hem şehrimizi top atışına tutmuş hem de olanca gemi, taka ve kayıklarımızı batırmıştır. Bununla da yetinmeyen Ruslar zulümlerini arttırarak bölge yöneticilerini burada yaşayan halkı göç etmeye sevk etmek zorunda bırakmıştır.
Kıymetli hemşerilerim savaşın zor şartlarında halkımız hayatta kalabilmek için Ordu ve Samsun illerine göç ederken bir yandan eli silah tutan yiğit dedelerimiz tüm imkansızlıklara rağmen var olan askeri birliklerimiz ile el ele vererek Rus’ların 3. Ordumuzu arkadan çevirme hareketini engellemeye çalışmıştır. Şiddetli çatışmaların olduğu bu süreçte Hıdırnebi, Işıklar, Doğanköy, Taşlı oba gibi mevkilerde vatansever ecdadımız Rus ordularını yıpratmıştır. Öyle ki Eşek meydan’ı denilen bölgede adeta Ruslar hezimete uğramış ve Doğanköy de milislerimizin Rus karargahına yaptığı baskınla da dumura uğrayarak ne yapacaklarını şaşırmışlardır.

Rusların kolay lokma zannettiği şirin ilçemizin yiğit evlatları ise Ruslarla ilk defa karşılaşmamıştı. 1810 senesinin ramazan bayramı sabahı birkaç zırhlısı ile düşman birlikleri Sargana burnundan kavaklı köyüne doğru çıkarma yapmaya kalkışmıştı. Sabahın erken vaktinde bayram namazını eda eden Akçaabatlılar kadınların feryatları ile camiden dışarı çıkınca düşmanın çıkarma yaptığını fark ederek hemen karşı koymuştur. Fakat Rusların hesap edemediği şey o sabah tüm halkımız ellerine geçen ne varsa nacak, balta, kazma vs. düşmana saldırmış ve eşine az rastlanır bir mücadele ile Rusları kaçmak zorundan bırakmıştır. Sargana daki direnişte en önde elinde nacaklar saldıran ninelerimiz, Anadolu insanın yiğitlini ve Türk kadının gücünü tüm aleme yeniden ispatlamıştır. Kısa süre de çevreye haber verilip desteklerin de gelmesine vakit kalmadan kadınlarının bu mücadelesine silahı olan silahıyla, olmayanın da yüreğiyle verdiği destekle Ruslar kaçmıştır. Bu savaşta 48’i kadın, 921’i erkek olmak üzere 969 şehidimiz olmuştur. Buna mukabil düşmanda ise 1322 ölü, 48 yaralı ve de 127 Rus askeri de esir alınmıştır.
Sargana, Akçaabatlılardan yediği dayağı unutmayan Ruslar karşılaştığı bu büyük direnişin bir örneğini de Cihan harbi sırasında yeniden Akçaabat’ımızda görmüştür. Her ne kadar kendi istekleri ile burayı terk etseler de Taşlı oba da Eşek meydanın da ve söğütlü-yıldızlı deresinde kendilerine geçit vermeyen dedelerimiz bizlere kutlu ve şehadet şerbetine doymuş bu güzel vatanı hediye etmişlerdir.
Bu vesile ile güzel ilçemizin düşman işgalinden kurtulduğu bugün hepimiz için kutlu olsun. Bu cennet vatan için yiğit nine ve dedelerimizin mücadelelerinden dolayı Cenabı Allah onlardan razı olsun, her birine ayrı ayrı rahmet eylesin.